Endüstri’nin Geleceği

İçinde yaşadığımız çağ akıllı üretim ve teknolojik dönüşüm sürecini yaşıyor. Geleceğin dünyasını yönlendirecek bu güçlü dönüşümü anlayabilmek ve kurallarına ayak uydurabilmek için öncelikle “Sanayinin Dönüşümü” kavramını doğru şekilde algılamakta fayda var. 18. Yüzyılın son çeyreğinde buharlı makinelerin icadıyla başlayan endüstrileşme sürecinin son durağı, dördüncü sanayi devrimi yani “sanayinin dijitalleşmesi” olarak tanımlanıyor. Sanayinin dijital dönüşümünün en dikkat çeken kazanımları, yüksek hız ve güvenilirlikte çalışma şartları yaratması, en az iki kat daha yüksek verim ve kaliteli ürün üretiminin sağlaması ve buna ek olarak enerji, kaynak kullanımı ve üretim maliyetlerini minimuma indirgemesi olarak sayılabilir. Yeni dijital teknoloji temelli sanayi devrimini yalnızca bir akıllı üretim süreci olarak değerlendirmekten çok; “dijital dönüşüme başlangıç çağı” olarak nitelendirmek doğru olacaktır. Yazılım, Robotik, Yapay Zeka ve Derin Öğrenme, Bilgi Teknolojileri, Telekomünkasyon, IOT , Büyük Veri, İş Zekası, Otomasyon, 3D Yazıcılar; Sanayinin Dönüşümü ile birlikte gündeme gelen ve gelişmekte olan teknolojilerden yalnızca bazıları. Akıllı nesnelerin, akıllı üretimin, akıllı malzemelerin ve bunlar arasındaki dijital bağlantıların ön plana çıkmasıyla birlikte, dönüşen teknolojiye uygun yeni yetenek ve yetkinliklerin geliştirilmesi de kaçınılmaz hale geldi. Günümüz şirketleri artık, akıllı işletmeler ve akıllı fabrikalar olarak dönüşmeye ve kendilerini endüstrileşme sürecine adapte etmeye başladı. Bu noktada işletmelerin küresel rekabette öne çıkabilmesi için çok iyi bir ICT ve IOT Ekosistemine sahip olması şart. Dolayısıyla artık oyunun kurallarının değişmeye başladığını ve tüm sürecin insanlar tarafından yönetildiği geleneksel fabrika anlayışının yavaş yavaş tarihe karıştığını söylemek mümkün. Öyle ki Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Future of Jobs raporuna göre; 2020 yılına gelindiğinde sanayinin dijitalleşmesi ile birlikte yaklaşık 5 milyon meslek yok olacak fakat bununla birlikte 2 milyon yeni mesleğe de ihtiyaç duyulacak. Çalışmanın bir diğer sonucu da tüm sektörlerdeki işlerin %36’sında 2020’ye kadar temel beceri olarak karmaşık problem çözme yetilerine gereksinim duyulacağını gösteriyor. Geliştirilmesi gereken diğer bir yeti ise bilişsel beceriler olacak. Bu da demek oluyor ki dijitalleşme ile birlikte “Beden Gücü” yerine “Beyin Gücü” zirveye oynayacak. Gelelim Türkiye ekonomisi açısından sanayideki bu dönüşümün getirilerine… Bundan önceki sanayi devrimlerini zamanında yakalayamamış olsak da; çalışmalar önümüzdeki süreçte üretim sektörlerinin verimlilik artışının yüzde 4-7 arasında olacağını öngörüyor. Bu açıda değerlendirildiğinde Türkiye, bu dijital dönüşümü avantaja çevirebilecek bir konumda. Özellikle otomotiv, ilaç, savunma ve havacılık gibi sektörlerde ise sanayinin dijital çağına hızlı bir uyumlanma söz konusu diyebiliriz. Ancak yine de, global pazarda lider konuma yükselebilme fırsatını kaçırmamak için ülkemizde dijitalleşme kavramının algılanması, farkındalığın arttırılması, gelişmelerin çok daha yakından takip edilmesi üzerine çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir. Global ölçekte akıllı teknolojiler alanındaki gelişmeleri takip etmek, eğitim alanında gerekli uyumlanmayı gerçekleştirerek geleceğin kalifiye iş gücünün yetişmesini sağlamak; yerli ve milli teknolojilerin üretimi konusunda yenilikleri desteklemek bu süreçte öncelik listesinde üst sıralarda olmalıdır. Smart Future Expo‘nun mottosunda olduğu gibi, “Dönüşerek Daha Güçlüyüz” düşüncesini benimseyerek atılan bütün adımlar, geleceğin akıllı dünyasında ülkemizi lider konuma taşıyacak birer kilometre taşı olacaktır.

Bizi Takip Edin!

Sosyal Medyada anlık güncellemeleri görüntüleyebilirsiniz